İSİM VE KAVRAMLARIN TOPLUMSAL ETKİLERİ

İSİM VE KAVRAMLARIN TOPLUMSAL ETKİLERİ İsim ve kavramların doğru kullanılması toplum üzerinde olumlu etki yaparken, yanlış kullanılmaları toplumsal algıyı ve değerlerini önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir. Kavram: Düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımıdır. Nesnel gerçekliğin insan beynine yansıma biçimidir. Böyle olunca kavramların yanlış söylenmesi algıları da yanlış yönlendirir. Konfüçyüs’a (1) “Toplumun kaderi senin eline verilirse onu düzeltmek ve iyileştirmek için ne yapardın?” diye sormuşlar. Konfüçyüs’ün verdiği cevap şu olmuştur: “İlk işim isim ve kavramları değiştirmek olacaktır; çünkü toplum, isim ve kavramları yanlış telaffuz etmek ve kullanmakla bozulur” Aynı şekilde Max Müller şöyle der: “Kelimelerin yanlış ve bozuk kullanılması önce edebiyatta, sonra da ahlakta hastalık doğurur; çünkü bozuk bir kelime ve yanlış bir deyim giderek yaşamanın bir parçası halini alır.” Örneğin bizde yarı Arapça bilenler önce lügatın sonra da ahlakın bozulmasına neden oldular. Bu genel açıklamadan sonra Alevi inancı ile ilgili kullanılan bazı kavramlar üzerinde durmak istiyorum. Her inançta olduğu gibi Alevi inancında da kendi terminolojisi vardır. Ancak günlük kullanımlarda çoğunlukla yanlış kullanılmakta ve bunun doğal sonucu olarak eksik ve yanlış algılamalara neden olmaktadır. “Cem İbadeti” yerine “Cem Töreni” kullanıldığında: Önce tanımlara bakacak olursak; İbadet: Tanrıya yönelen saygı davranışı, din buyruklarını yerine getirme. Tapınma. Tören: bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve önemini güçlendirmesi amacıyla yapılan harekettir. Kutlamadır. Sözgelimi, 29 Ekim Türk toplumu için önemlidir. Diğer topluluklar için hiçbir önemi yoktur. Aynı şekilde Atatürk diğer topluluklar için bir şahıstır. Ancak Türk toplumu için bir kurtarıcıdır. Bu törenlerden maksat toplumun bu değerlerini nesiller boyu canlı tutmaktır. Cem İbadeti denildiği zaman öncelikle Alevi inancına mensubiyet, yani Alevi inancı ritüellerinin icra edildiği ibadet akla gelir. Tören kavramında olduğu gibi belli bir coğrafi sınır değil, bu inanca mensup insanların yaşadığı bütün coğrafyalarda aynı manayı ifade eder. 1-(R. İhsan Eliaçık, Ali Şeriati, Tekin Yayınları, 2. Baskı S 118-119) 1- “Hakk-a Yürüdü” yerine “öldü” ifadesi kullanıldığında: Kur’an’da “Ben sizi kendi ruhumdan üfleyerek yarattım.”(2) ve “Haktan geldik, Hakk-a dönücüleriz.”(3) Kur’an ayetlerinde görüleceği gibi insan “Erşef-i Mahluktur”, yaratılmışların en şereflisidir. Çünkü Tanrının zerresini taşımaktadır. Fani ömrünü tamamladığı zaman da aslına rücû eder. Fuzuli şöyle diyor “ Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil. Ne nizâ eyleyelim ol ne senindir ne benim.” “Hakk-a Yürüdü” dediğimiz zaman Tanrı ve Kur’an ayetleri algısı ön plana çıkıyor. Oysa “Öldü” kelime olarak zahiri bir algı ve bedenin çürümesini ifade ediyor. 2- “Semah” ta yanlış kullanılan terimler arasındadır. Genellikle “Semah ekibi” ibaresi sık kullanılmaktadır. Ayrıca yine “ Semah Kursu, Semah Hocası, Semah Kıyafetleri” gibi uygun olmayan ifadeler kullanılmaktadır. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Semah’ı, “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesine ekleyerek Unesco’ya tescil ettirmesi de ayrıca bu terimin yanlış ifade edilmesinin kaynaklarındandır. Bilindiği gibi semah Alevi inancının ritüellerinden birisidir ve Cem İbadeti sırasında dönülür. Kaynağı Hz. Muhammed’in Mirac’ına dayanır. Hacı Bektaş Veli Semah için şöyle diyor: “Haşa ki semahımız oyuncak değildir o bir aşk halidir, salıncak değildir. Her kim ki semahı oyuncak sanır cenaze namazı kılınacak değildir.” Semah ilahi aşkı ruhunda duymaya, o aşkla Allah’ın güzel isimlerinden herhangi birisini anarak ayakta dönmeye denir. “ister Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisini derseniz deyin en güzel isimler O’nundur”(4) Semahın kursu, hocası, kıyafetleri olmaz. İbadete hangi kıyafetle gelmişse onunla semah döner. Bazı yörelerde yalınayak semah dönülmektedir. Yalınayak dönülmesi hijyen açısından uygun değildir. Özellikle sentetik döşemeler üzerinde mantar riski çok fazladır. İbadetin esası temizlik ve sağlıktır. Semah cem ibadeti sırasında dönülür. Bunun dışında hiçbir şekilde ve hiçbir yerde dönülmez, dönülmemelidir. 2-(Sad/71-72) 3-(Bakara/156) 4-(İsra/110) Ekip terim olarak; bir işi birlikte yapmak için insanların oluşturduğu topluluktur. Günümüzde ekip denilince daha çok folklor ekibi akla gelir. İşletmelerde de çalışma ekipleri vardır. Gerek folklor gerekse işletmelerdeki insan topluluklarının yaptıkları işlerin semahla bir ilgisi yoktur. 3- Yanlış kullanılan terimlerden birisi de “Yassı-Matem” Yas: Sevilen birinin Hakk-a yürümesi veya bir felaketten duyulan büyük acı. Bu acıyı ifade eden bir davranıştır. Matemle eş anlamlıdır. Dolayısıyla aynı kelimenin tekrarıdır. Yas veya matemden birisinin kullanılması yeterlidir. Birada kullanılması mesajın algısını zayıflatır. 4- Çoğu zaman ve yerde “İnanç ve Kültür” birbirinin yerine kullanılmaktadır. Kültür: Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaşatılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. Yani kaynağı insandır. Çağlar, kuşaklar ve teknolojik gelişmelere paralel olarak değişim gösterir. İnanç: Tanrıya inanmak, gönülden bağlı olmak. Her inancın bir kültürü vardır, ancak kültür inanç değildir. Alevi inancı denildiği zaman; Alevilerin İslami nasıl algıladıklarını ve ibadetleri akla gelmektedir. Dolayısıyla Tanrısal bir kaynağa yönelmektedir. Alevi kültürü ise bu inanca mensup insanların yaşam, sanat, müzik ve benzeri kaynağı insan olan eserleridir. Her toplum kedi özüne uygun terimler geliştirmeli ve doğru kullanımlarına özen göstermelidir. İletişimde temel kural “anlaşılabilir mesajların alınıp verilmesidir.” Bunu sağlamak için “dil”in çok doğru kullanılması gerekiyor. Zira yanlış terimler yanlış bir iklim yaratır, bu iklimi soluyan bireyler de olumsuz etkilenirler. Örneğin “Anadolu Aleviliği” bu ifade birçok yazar tarafından kullanılmaktadır. Sanki Anadolu’da başka bir Alevilik, başka bölgelerde de ayrı bir Alevilik varmış gibi. Eğer bununla uygulama farklılıkları kastediliyorsa “Anadolu’da Alevilik” kullanılabilir. Bu farklılıklar, eğitim kurumlarının açılması, merkezi yönetim ve iletişimle ortadan kalkar.

Hıdır AKBAYIR CEM Vakfı Genel Müdürü

25.04.2018