Kuran'ı Ana Dilde Okumak İbadettir / 15 Eylül 2022, Perşembe

  Furkan Kuran-ı Kerim’in diğer bir adıdır.  Genel anlamıyla ‘’Hak ile batılı birbirinden ayıran’’ demektir. Hidayete ermek isteyenler Kuran’ı açıp okumalıdırlar.
 

  Yıllardır Müslüman olduğunu iddia eden toplumlarda, papağan misali ezbere dayalı ‘’anlaşılamayan’’ öğretiler, insanları bilmedikleri birçok yola yöneltti. Kuran’ ın reddettiği bir şeyi yaptılar. Bizzat O’nun mürekkebine, cildine, sayfalarına farkında olmadan kutsallık atfettiler. Kimileri Yüce Allah’ a dini öğretmeye kalktı. Yüce Allah’ ın dininin ilahiyatçılara, din adamlarına, hadislere muhtaç olduğunu zannettiler. Elbette ehline sormak gerekti. Fakat ehil olması gerekenlerin çoğu yaşadığı evreni dahi tanıyamayan insanlardı. Bugün Tv kanallarında gördüğümüz sözüm ona din adamları, ilahiyat profesörlerinin hatta diyanet yetkililerinin açıklamalarını şaşkınlıkla izliyoruz.

  Kuran’ı Kerim tam , açıklanmış ve tamamlanmış olduğunu ısrarla söylerken, çoğu insan bu ayetleri görmezden geldiler. Bilhassa mezhepçilik - hizipçilik adı altında kendilerini din büyüğü diye görenlerin çoğuna göre, kendileri olmadan onu kimse açıklayamazdı! Dini, kendi tekelleri altına aldılar. Sebep? Maalesef altında yatan birçok neden var. Başta mali kazanç, itibar, kitleleri el altında tutmak, sömürmekti.

 

  Kıyamet Suresi 19 : ‘’Sonra, onu açıklamak da bizim görevimizdir.’’ der… Peki açıklanmış bir metni anlamanın yolu ne idi? Elbette ki insanın kendi ana dilinde onu okuyup anlamasıdır. Buradan bakınca Kuran’ ı Kerim’ i anlayarak okumanın hatta ona yakarırken veya dileklerinin anlaşılır dilde bildirilmesinin Allah’ ın emri olduğunu anlıyoruz.

 

  Kuran’ın kendi bütünlüğü içerisinde açıklanmış olması, onun mucizelerinden biridir. Ancak onu anlamak için de evvela temiz niyet gereklidir. Ne demek bu temiz niyet? Elbette ‘’ön yargısız ve objektif bakış açısı…’’.

  Aleviler yüzyıllardır kendi dillerinde ibadet etmişlerdir.


‘’İbreti’’ yim bir fakirim
  Bez değil atlas dokurum
  Kur'an’ ı Türkçe okurum
  Ki anlansın sözüm benim

  Aleviler Kuran’ı ve dolayısıyla barış dini olan İslam’ı insanın özünde bilmişlerdir. Fıtratlarına uygun yaşamı seçip doğadaki tüm canlılarla uyum içerisinde olmuşlardır.

  Sevap istersen öldür yalanı
  Cennet istersen incitme canı  

                           (Ahmet Uğurlu Dede)

‘’Anlamak, aydınlanmanın başlangıcıdır’’ der, İmmanuel Kant. Anlamak için Kuran’ ı Türkçe okumuşlar; üstelik bunu tıpkı Pisagor gibi, Mevlana gibi, Orta Asya toplulukları (söz gelimi Ahmet Yesevi) ve Anadolu toplulukları (Pir Sultan’ lar, Kul Himmet’ ler gibi) müzikle icra etmişlerdir. Yüzyıllardır haksız iftiralara ve zulümlere maruz kalan bir inanç, kültür ve gelenek acaba bugün diğer inanç gruplarına verilen devlet katkısı olmadan nasıl ayakta duruyor?

  Bakara Suresi Ayet 46;

‘’Şüphesiz onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve hiç şüphesiz O’na döneceklerini bilirler’’

  Kuran’ ı ibadetlerinde Türkçe okuyarak Allah’ın emrini yerine getiren inananlar, elbette bunun karşılığını bulacaklardır. Ancak şunu da ifade etmeliyiz ki; Bilim-sanat-felsefe alanında geri kalmadan günümüz şartlarını da göz önünde bulundurmalıyız. Unutmamalıyız ki güçlü olan değil, medeniyet seviyesini yükseltmiş toplum onurlu kalabilecektir. Bu vesile ile ibadetler, yakarışlar, ritüeller çağımıza uygun olmalıdır.

 

  Kuran-ı Kerim’ i anlamak için elbette ana dilde okumak gerekir. Ana dilde okuyup anladıktan sonra Tanrı’ nın isteklerini, yolunu, hayatın amacını kavrayabilir insan… İbrahim Suresi’ nin  ilk ayetleri ‘’her topluma kendi dilinde peygamber geldiğini’’ açıkça ifade ediyor.  Öyleyse kişi anladığı dilde Tanrı’ ya yakarmalı ve ne dediğini bilmelidir. Yüce Allah bunu bizden istiyorsa, kulluk görevini yerine getirmek de, ona samimi şekilde yönelenlere kalmıştır.

 

ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI

Ayrıntılı Bilgi İçin; Alevi İslam İnanç Hizmetleri Sayfasını Takip Ediniz  https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/