ABDAL MUSA SULTAN / 18 Ocak 2024, Perşembe

Niyazımız vardır gerçek erlere

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

Yüzümüzü sürelim her dem pirlere

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

 

Derde düştüğümde halime gören

Umulmaz dertlere dermanı veren

Varıp dergahına yüzümü sürem

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

 

Muhammet Mustafa ali aşkına

Hasan’la Hüseyin Zeynel aşkına

Muhammet Bakır’ın yüzü suyuna

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

 

Caferi Sadık’tan sürelim yolu

Musayı Kazım’dan içmişiz dolu

İmam Ali Rıza gönlümüzün gülü

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

 

İmamı Taki Naki’den himmet

Hasanu’l Askeri ermeye zahmet

Şefaat eyleye Mehdi Muhammet

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

 

Gönlümüze doldu bu aşkın seli

İmdat isteyene uzatan eli

Himmeti ola Bektaş-ı Veli

Medet Abdal Musa pirim gel yetiş

Değerli canlar! Bugün tarihe damgasını vuran, tüm insanlığın ortak

değeri olan velilerden ve ululardan söz edeceğim. Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen, Anadolu’nun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayan, tüm insanlığın gönlünde ölümsüzleşmiş velilerden; Hünkar Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran, Şeyh EdebAli, Taptuk Emre, Abdal Musa, Sarı Saltuk, Seyid Ali, Karacaahmet, Baba Mansur, Seyit Mahmudi Hayrani, Kureyş Baba, Ağuiçen ve  daha ismini sayamadığımız nice Anadolu Erenlerinin manevi huzurunda eğiliyor, aşkı niyaz ediyorum. 

Horasan ‘da Ahmet Yesevi ile başlayan Hz. İmam Ali’nin Tasavvuf yolu, Anadolu’da da güneş gibi doğmaya başlamıştı. Bu ışık Anadolu’nun birliğini sağlamak, halkın öz dili olan Türk dilini ve kültürünü, Arap ırkçılığı yapan Emevi barbarlığından korumak ve İslam’ın gülen yüzü, hoşgörüsü, insanı Tanrı’nın bir parçası (vahdet vücut) sayan hümanist görüşü Horasan erenleri öncülüğünde Anadolu topraklarında idi. Anadolu yepyeni bir fikir, ahlak ve inançla tanışıyordu. Tekkeler kuruluyor insanlar irşad ediliyordu.

Tasavvuf inancı hızla yayılıyordu. Bu inancın öncüleri yani ışıkları Horasan Erenleriydi. Hünkar Hacı Bektaş Veli, Karaca Ahmet Sultan, Geyikli Baba, Mevlana, Sarı Saltuk, Abdal Musa, Baba Mansur, Seyit Mahmudi Hayrani ve Kureyş Baba, Ağuiçengibi inanç önderleriydi bu erenler.

Dün Anadolu’nun birliğini kuranların manevi ışıklarının şemsiyesi altında bizler bugün birlikte cem oluyoruz. Yüce Allah o velilerin yüzü suyu hürmetine bu birlikteliğimizi daim eylesin.

Velilik makamının başı Hz. İmam Ali’dir. Nübüvvet makamı Hz.

Peygamber efendimizle sona erdi ve velayet makamı devri başladı. Bu veliler önceden peygamberlerin yaptığı gibi, insanları güzelliğe, iyiliğe, barışa, sevgiye taşımada yol gösterici ve ışık olmuşlardır.
         “Ey Muhammed! Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol göstericisi ve bir irşad edicisi vardır.” (Raid 7)


Evet, dün irşad edici Hz. İmam Ali idi. Çünkü o bu görevi Hz.

Muhammet’ten almıştır. “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır” diye buyuran O’dur. Velayetin ve veliliğin kaynağı Kur’an’dır.

“Allah’ın velilerine korku yoktur. Onlar mahzun olmayacaklardır.”                                (Yunus 62)

Pişirip mürşidin Hakka gönderen
Değirmeni sağdan sola dönderen
Nice Abdalların nasibin veren
Bize de nasibi ver Abdal Musa

Teke beyin ateşini söndüren
Peşi sıra dağı taşı gönderen
Müminlerin günahını yunduran
Bizimde günahı yun Abdal Musa

Bir geyik donuna girip görünen
Kaygusuz’un oku ile vurulan
Dergaha girince orda sır olan
Bizlere de şimdi sır Abdal Musa

Dağdan dağa uçar suyu uçuran

Yılda iki sefer dağdan geçiren
Çeşmelerden bal akıtıp içiren
Bizlere de badeni sun Abdal Musa
                                        Vaktidolu

Bu veliler nasıl bu makama erişmişlerdir?

 --Keramet ehli olarak. Yani gayp aleminden haber vererek. Çünkü onlar Allah’ın doğrudan verdiği gönül ilmi olan “ledün ilmi” ile donanmışlardır.

 

         “Orada kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz Ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik.” (Kefh 65)

Veliler kamil insanlardır. “Kamil kişilerin canları levh-i mahfuzdur” (Mevlana)

Kamil insanın adı da “Rahmet insanıdır”.
         Çünkü onlar sahip olduğu ışığı yani aydınlığı hemcinslerine yayarlar. Onlar güneş insanıdırlar. Güneş ayrım yapmadan bütün cihanı aynı şekilde aydınlatır.

“Hak eri Haktan olmuştur. Hak eri kitaplardan öğrenmemiştir. Hak eri

inkar ve imanın ötesine geçmiştir. O özdür. Küfür ise zahirdir.” (Eflaki 2/184)
        

“O takva sahipleri, gaybe inanırlar” (Bakara 3)
Bu gayp erenleri velilerimizdir.


İş bu vücut şehrine giresim gelir
İçindeki sultanın yüzün göresim gelir

Yunus

Veliler yeryüzünün sultanlarıdırlar. Onlar mana aleminin insanlarıdır.

“Ete kemiğe büründüm / Yunus gibi göründüm.” demenin adıdır.
         “Her devirde, Peygamber makamında bir veli vardır ve bu kıyamete kadar böylece sürüp gidecektir. Diri ve faal önder o velidir.” (Eflaki 1/184)
Yüce Allah bu velileri aramızdan eksik eylemez inşallah.

Velilerin her yaptıklarında bir anlam vardır. Pirimiz Hacı Bektaş Veli’nin kucağına aslan ile ceylanı almasındaki bizlere verilmek istenen mesajın manası nedir?

Güçlü ile güçsüzü yani zalim ile mazlumu bir araya getirip zalimi ıslah ederek kardeşçe yaşamasının mesajını vermektedir. Demek ki Pirimizin de buyurduğu gibi barış, sevgi, kardeşlik güzel ahlaka sahip olmamızın mesajıdır.


Hor bakma bu toprağa toprakta neler yatur
Kanı bunca evliya yüz bin Peygamber yatur
                                                           Yunus

Allah’ım! Sen bizleri, keremler sahibi emin sevgilin

Muhammed Mustafa’nın, Ehlibeytinin ve evliyalarının hürmetine, tam gerçeğe ulaştıranlardan eyle.

“Kadın erkek birlikte ibadet olur mu?” diyenlere, Hacı Ahmet Yesevi bir hokka içine pamukla ateş koyup göndermekle, ruhsal olgunluktan nasibini almamış ham insanlara şu mesajı vermek istemiştir;

Kamil insanların meclisinde kadınlarla erkekler birlikte bulunsa bile, onlar her türlü kötülüklerden yani nefsani duygulardan arınmış oldukları için, bir arada olmanın sakıncasının olmadığını belirtmek istemiştir. ( Hz. Muhammed’in meclisinde de kadın erkek birlikteliği vardı.)


Abdal Musa Sultan’ın uçar su kıssasında olduğu gibi verilen sözün yani

ahdın yerine gelmemesi üzerine, verilen ikrardan dönülmesi üzerine Abdal Musa beddua eder. Bundaki mesajın; biz Hak yolcularının verdikleri ikrardan dönmemesinin mesajıdır.

“Ahde vefa et” diyen de kendisidir.
Kaygusuz Abdal’ın geyiğe attığı ok manevi oktur. Geyik mazlumluğu

temsil eder. İşte mazlum Hakka bağlılığıyla Hak muhabbetiyle kendisine ok atanı bile yetiştirip hak meydanına getirip Hak ile Hak etmiş.

“Velileri tanımak zordur. Çünkü onların hünerleri kendileri gibi gizlidir.” diye buyurmuştur Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-i Veli. Bizler onları göremesek de onlar hep aramızda olacaklardır.

         Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyuruyor; “ Veliler size Cenabı Hakkın en yüce hediyeleridir” Cenabı Hak, Hak velilerinin divanından bizi mahrum etmesin.

Hz. Mevlana; “Salavat verip duruyorsun ama, Mustafa’nın arınmışlığından neyin var. Ona bak”.

Hz. İmam Caferi Sadık da arınmışlığı bize şöyle buyuruyor;

“Şeriat  abdesti su ile olur. Tarikat abdesti pirine ikrar edip pirinden himmet almakla olur. Marifet abdesti nefsini bilip Rabbini tanımakla olur. Sırrı hakikat abdesti kendi ayıplarını görüp gidermek, başkalarının ayıbını örtmek ve sır etmekle olur”. İşte insan-ı kamillerin arınmışlıkları ancak bu hizmetlerle olur. Cenabı Hak bizleri de arınmışların katarından ayırmasın.

         Bu sese kulak verip o ruhsal temizlikten nasiplenmemişsek, velilerin yanımızda olması bir şey ifade etmez. Yardımcı olmazlar. Çünkü tertemiz yoldan yani Ehlibeytin yolundan uzaklaşmışızdır. Yüce Allah bizleri Ehlibeytin yolundan  ayırmaz inşallah.

Hz. Mevlana; “Senin dayanağın tanrı’dır. Sopa değil. At sopayı, vazgeç ondan ve külahı bırak da başı ara; sır o başla ele geçer.”


Bizlerin başları da, ilham kaynakları da bu velilerdir. Velilerin yolu da

Allah’ın Sıratel müstakim (Dosdoğru) yoludur.


“Nice inşallah demeyen var ki, canı İnşallah’a eş olmuştur.”

“Akıllı hacı niceye dek yedi yedi tavaf eder durur. Ben, deli divane bir hacıyım, kaç kez döndüğümü saymam bile.”(Mevlana)

İşte Hak ile Hak olmuşların sırrı budur. Bunu anlamak lazımdır.

Gözümüz yok şu dünyanın varında
Yandık Kerbela’nın kızgın narında
El pençe olup da pirin darında
Dura geldik Abdal Musa’m eyvallah

Hürmet ettik insanların yaşına
Akıl ermez erenlerin işine
Pir aşkıyla sazımızın döşüne
Vura geldik Abdal Musa’m eyvallah

Bektaş-i Veli’den almıştır şiar
Kök salmıştır kurumaz ki bu çınar
Birlik olup etten kemikten duvar
Öre geldik Abdal Musa’m eyvallah
                                             Kaberi

         Mertliğin, cömertliğin, birliğin, güzelliğin, iyiliğin, barışın, sevginin dostluğun adı olan bu Allah velilerinin darından, didarından, erkanından ve yolundan, yüce Allah cümlemizi ayırmasın.

Gerçeğe Hü Mümine Ya ALİ

 

ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI

Ayrıntılı Bilgi İçin; Alevi İslam İnanç Hizmetleri Sayfasını Takip Ediniz  https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/