ALEVİLİK İNANCINDA MUSAHİPLİĞİN VE GÖRGÜLERİN YERİ NEDİR? / 01 Haziran 2023, Perşembe

Alevilik İnancında Musahipliğin ve Görgülerin Yeri Nedir? (1. BÖLÜM)

     Sözlükte musahip; “Birbiriyle musâhabe eden, sohbette bulunan, konuşan, arkadaş” (Devellioğlu, 2013: 686) anlamlarına gelmektedir. Alevi literatüründe ise evli olan iki çiftin, Pir huzurunda ikrar vererek yol kardeşi olmalarına denilir. Musahiplik, ikrar vermiş evli canların yaşam boyu dayanışması olarak algılanır ve manevi anlamda da Hz. Muhammed ve Hz. Ali ile temsil edilir.

     “Musahiplik kimden kalmıştır?” sorusuna Erzincanlı Ahmet Uğurlu Dede: “Musahiplik Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa’dan kalmadır. Allah’ın emri ile Hz. Muhammed Hz. Ali ile musahip olmuşlardır. Bu nedenle her mümine musahiplik hem farz hem de sünnet olmuştur. Günümüze kadar devam etmiş, bundan sonra da mümin kullar arasında devam edecektir’’ (Uğurlu, 1995: 77). Şöyle ki: “Aleviliğin en önemli erkânlarından biri olarak görülen musahiplik erkânı, sıhriyet (kan bağı) ilişkisine dayanmayan ve tamamen gönül bağıyla kurulan bir kardeşlik ikrarıdır. Alevilik inancına intisap etmiş bir birey (talip) bu erkâna uymak ve kendisine ‘ahretlik’ denilen bir musahip tutmak zorundadır. Belli bir yaş ve akıl olgunluğuna gelen her Alevi birey özel bir dinsel törenle (erkânla) bu kardeşliği topluma beyan eder ve bu erkâna girerler”

“Dede himmet, oğul hizmet!” desturu ile bugünlere gelen Alevilikte musahipliğin yeri, Alevi olmanın şartlarından biri olarak görülmektedir. Hatta musahibi olmayanın Aleviliğine (ikrarına) pek sıcak bakılmaz. Ahmet Uğurlu Dede, mümin olmanın bir şartının da “musahip tutmak” diye nitelerken, örnekliğini de Hz. Muhammed ve Hz. Ali musahipliğine bağlayarak, bu örnek durumu cem ibadetlerinde de dile getirip, taliplerini musahip tutmaya teşvik etmektedir. Eröz’e göre de: “Nasip almadan, musahibi olmadan, görülmeden Kızılbaş cemaatine tam manasıyla girilmiş olunmaz. Köyün içinden olsan bile, musahibin olmadan ve görülmeden cemiyetin içine tam manasıyla girmiş sayılmazsın” (Eröz, 2014: 121) ve bu eksikliklerini (musahipliğini) gidermedikçe de itibarını tam anlamıyla da koruyamazsın.

Görgü ise musahip olan canların her sene tekrar mürşit huzuruna gelip dara durmasıdır ve yıl içerisindeki eylemlerinden dolayı sorgulanmalarıdır. Türkçe bir ifade olan görgü, Alevilik inancında “yıllık abdest” olarak da bilinir. Bir yılın sonunda, verilen ikrarın hesabı görülür. Yolun doğru sürülüp sürülmediği tespit edilir. Bu durum Erzincan yöresinde de “kalbin cilalanması” metaforu ile ifade edilmektedir. Dolayısıyla görgü erkânı, musahiplik erkânının devamı niteliğinde ve bu erkânı tamamlayan bir eşik olarak yorumlanabilir.

            Alevi İnancında Musahiplik ve Görgü Neden Önemli?

Kişioğulları doğduğundan itibaren çevresiyle ilişki içindedir. Yakın çevresinin inanç, kültür ve gelenek eğilimi başta olmak üzere sorgulama ve taklit ile çevresini tanımaya başlar. Henüz küçük yaşlarında daha geniş çevrelere ulaşmakla birlikte zaman içinde karakteristik özellikleri kendisini ve dünyayı anlamlandırmayla ortaya çıkar. Doğuştan gelen yetenekleriyle de kişi kendisini şekillendirmektedir. Tüm bunların sonucunda özetle; deneyimleri, bilgisi, kültürel birikimleri, aldığı eğitimin niteliği ile bireyin kendi iç dünyası da belirginleşir ve anlam dünyası netleşir.  

Kişioğulları kendi toplumunu ayakta tutmak için öncelikle inanç, kültür ve geleneklerini doğru tanımlamak, bunları gelecek kuşaklara doğru aktarmak ve tüm bu koşulları sağlayan dinamikleri hazır tutmak zorundadır.  Bu çerçevede en güçlü eserler, edebi eserleridir. Cönkler, Buyruklar, deyiş-nefesler Alevi inancında önemli eserleri konumdadırlar. Gerek sözlü gerekse de yazılı olsun, Alevi inancının yolunu, itikadî meselelerini ve öğütlerini ifade eden güçlü kaynakları mevcuttur. Bu kaynaklarda musahipliğe de çokça yer verildiği görülmektedir. Örneğin aşağıda Şah Hatayi’den okunan nefes Erzincan ve çevre illerde de musahiplik cemlerinde zâkirler tarafından sıklıkla dile getirilmektedir..

 

Ali’nin sırrına ereyim dersen,

Bir Mürşid-i Kâmil bul da andan gel,

Küfrünü imâna satayım dersen,

Var kendi küfrünü bil de andan gel.

 

Şeriat manisi insana sözü,

Tarikat sürerler gece gündüzlü,

Gönül bahri aşktır derya denizdir,

Ol bahri ummana dal da andan gel.

 

Pişirip pişirip söyle sözünü,

İki babdan ayırma gör özünü,

Mürşidine teslim eyle özünü,

Musahip kapısın tut da andan gel.

 

Cellat olup sen canına kıyagör,

Arif olup her maniden duyagör,

Cesedin kendi elinle yuyagör,

Kendi namazını kıl da andan gel.

 

Şah Hatayi’m mani söyler dilinden,

Ayırırlar seni kibir ile kinden,

Ölmeyene nasip olmaz bu yoldan,

Var ölmezden evvel öl de andan gel.

            Okunan bu nefeste de görüldüğü üzere; “musahiplik temelli ikrar”, “ölmezden evvel ölmek”, “nefsini bilmek”, “kişinin olumsuz duygu ve davranışlarını terk etmesi”  gibi Alevi inancının temelini oluşturan kimi değerlerin net bir şekilde ifade edilmesinin örnekleri görülmektedir.  Kuşaktan kuşağa aktarılan bu nefesler, yazılı kaynağını Alevilerin kutsal saydığı İmam Cafer Sadık Buyruğundan almaktadır. Yöresel ağız farklılıkları olsa da deyiş ve benzeri isimlendirmelerle cemlerde ve günlük muhabbetlerde okunmaktadır.

Alevi inancında musahipliğin ve görgünün önemi, yazılı - sözel kaynaklar ve toplumsal gerçeklik göz önünde bulundurulduğunda şu sonuçlara varmak mümkündür:

  • Musahiplik, taraflara hem inanca kabul edilme imkânı hem de topluma sosyal güvence vermektedir. Dolayısıyla Musahiplik/görgü, iki ailenin birbirini devamlı denetlemesidir. Bu denetlemede yanlışa gidilmemesi ve yola aykırı davranışlarda bulunulmaması için aileler birbirlerine ön ayak olmaktadır.
  • Sadece kişiler değil, ailelerde akraba olur ve sorumlulukları daha sonraki kuşaklar için de geçerli olur. Musahiplik ikrarı bozulmuş olsa bile kimi yörelerde 7 kimi yöreler de ise 10 kuşak geçmeden, kuşaklararası evliliklere müsaade edilmez (Doğan & Çelik, 2022: 218). Ahmet Uğurlu Dede ise bu durumu, “günümüzde uygun olan 3 kuşak evlenilmesi yasaktır” diyerek sınırlamaktadır.
  • Musahip olanlar Sorgudan / Dar-ı Mansur’dan geçtikleri için hem uhrevî hem dünyevî sorumluklarını şimdiden yerine getirmiş olmanın manevi huzurunda ve bilincinde olurlar. Musahiplik Cemini yöneten mürşidin/dedenin “Burada sorulan ahirette sorulmaya”  ifadeleri de bu teslimiyetin en güzel göstergesidir.
  • Alevilik inancında amaç kişiyi insan-ı kâmil mertebesine taşıyarak, olgunlaşmasını sağlamaktır. Musahiplik kurumu ve erkânı da dikkate alındığında, bu doğrultuda kişiyi insan-ı kâmil olmaya götüren hem bireysel hem de toplumsal bir işleyiş ve olgunlaşma süreci vardır.  

        Kaynak; Hünkâr Uğurlu Dede’nin uluslararası yayın yapan dergide ki makalesinden kısaltılarak alınmıştır.

 

ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI

Ayrıntılı Bilgi İçin; Alevi İslam İnanç Hizmetleri Sayfasını Takip Ediniz  https://www.aleviislaminanchizmetleri.org/